ABD Yüksek Mahkemesinden Trump’ın göçmenlik politikalarına onay

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl göçü sert şekilde kısıtlama ve kitlesel sınır dışı kampanyası yürütme vaadiyle başkanlığa geri dönmesinden bu yana, muhafazakarların çoğunlukta olduğu ABD Yüksek Mahkemesi bu politikaların önünü büyük ölçüde açtı.

Dokuz üyeli mahkemenin 6-3’lük muhafazakar çoğunluğu, birkaç istisna hariç, Cumhuriyetçi başkanın hem yasal hem de yasa dışı göçü hedef alan politikalarına onay verirken, üç liberal yargıç alınan kararların çoğuna karşı çıktı.

Bunun son örnekleri bu hafta yaşandı. Mahkeme, tamamı ideolojik çizgide alınan kararlarla Trump ve yönetimine, ABD’de yasal statüye sahip olanlar da dahil olmak üzere kişileri sınır dışı etmeyi veya ülkeye girişlerini reddetmeyi kolaylaştıran üç ayrı hukuki zafer kazandırdı.

“GÖÇ SİSTEMİ SINIR DIŞI MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜ”

New York’taki Columbia Hukuk Okulu Göçmen Hakları Kliniği Direktörü Elora Mukherjee, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Trump yönetimi göç sistemini bir sınır dışı mekanizmasına dönüştürdü” ifadesini kullandı.

Reuters’a konuşan Mukherjee, Yüksek Mahkemenin çoğu davada Trump’ın kitlesel sınır dışı gündemini onaylayan bir merci gibi hareket ettiğini ekledi.

Yüksek Mahkeme, perşembe günü 6-3 oy çokluğuyla aldığı kararla, yönetimin yüz binlerce Haitili ve Suriyeli göçmenin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) iptal etmesine izin verdi.

ABD yasaları kapsamındaki bu insani statü, savaş veya felaketlerden etkilenen ülkelerden gelen göçmenlerin, ülkelerine dönmeleri güvenli olmayan dönemlerde ABD’de yaşamalarına ve çalışmalarına olanak tanıyor.

Hukuk uzmanları, statülerini kaybeden göçmenler için pratik sonucun oldukça ağır olduğunu, bu kişilerin ülkede kalıp gözaltına alınma riskiyle karşı karşıya kalmak veya ABD Dışişleri Bakanlığının yaygın şiddet, suç, terör ve adam kaçırma olayları nedeniyle seyahat edilmemesi uyarısında bulunduğu ülkelerine dönmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaklarını belirtti.

Doctors Without Borders USA (Sınır Tanımayan Doktorlar) Direktörü Tirana Hassan, perşembe günü Haiti’deki duruma atıfta bulunarak, “Bunlar insanların geri gönderilmesi gereken koşullar değil” açıklamasında bulundu.

TPS davasındaki Suriyeli davacıların avukatı ve UCLA’de göçmenlik hukuku uzmanı olan Ahilan Arulanantham ise “Yüksek Mahkeme son birkaç yıldır önemli davalarda göçmenlerin hakları aleyhine tutarlı bir şekilde karar verdi ve bu dava da söz konusu örüntüye uyuyor” dedi.

Arulanantham, kararın yönetime ve göçmen karşıtı hareketin aşırı sağ kanadına, Kongre aracılığıyla yıllardır elde edemedikleri önemli bir zafer kazandırdığını dile getirdi.

Yüksek Mahkeme, yine perşembe günü 6-3 oy çokluğuyla aldığı bir diğer kararda, yetkililerin ABD-Meksika sınırındaki geçiş noktalarının aşırı yoğun olduğunu değerlendirmesi durumunda, sığınmacıları fiziksel olarak engelleyerek geri çevirme yetkisini destekledi.

Trump yönetimi, Demokrat selefi Joe Biden tarafından durdurulan ve “kotayla sınırlandırma” olarak bilinen bu politikayı yeniden canlandırmak isteyebileceğini açıklamıştı.

GREEN CARD SAHİPLERİNE DE SINIR DIŞI YOLU AÇILDI

Salı günü ise mahkeme, yine 6-3’lük bir bölünmeyle, Green Card sahibi yasal daimi ikamet sahiplerinin sınır dışı edilmesini kolaylaştırdı.

Kararda, sınır görevlilerinin, yurt dışı seyahatinden dönen yeşil kart sahiplerinin ülkeye girişini reddetmeden önce, bu kişilerin suç işlediğine dair “açık ve ikna edici delil” sunma yönündeki yüksek standardı karşılamak zorunda olmadığına hükmedildi.

ABD İçişleri Bakanlığı Genel Danışmanı James Percival, “Bu üç karar da hukukun üstünlüğü ve sağduyu adına birer zaferdir” diyerek, Geçici Koruma Statüsü’nün her zaman geçici olmasının öngörüldüğünü kaydetti.

Percival, “Bu kararlar sayesinde sınırlarımızı güvence altına almaya devam etmek için birkaç önemli araca daha sahip olduk” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın Ocak 2025’te göreve başlamasından bu yana mahkeme, alt mahkemelerce durdurulan ve sınır dışı işlemlerini hızlandırmayı amaçlayan politikaların, hukuki süreçler devam ederken uygulanması yönündeki taleplerine büyük ölçüde onay verdi.

Bu kararlar, Yüksek Mahkemenin kapsamlı savunmalar veya sözlü duruşmalar olmaksızın, olağan sürecin dışında son derece önemli kararlar alabildiği acil durum mekanizması kapsamında verildi.

Mahkeme bu yolla Trump’ın, göçmenleri hiçbir bağlarının bulunmadığı ülkelere sınır dışı etmesine, ırk veya dil temelinde bireyleri hedef alabilen agresif göçmen baskınları düzenlemesine ve TPS ile “şartlı tahliye” adı verilen diğer koruma biçimleri de dahil olmak üzere yüz binlerce göçmenin insani korumalarını sonlandırmasına izin verdi.

Notre Dame Üniversitesi Hukuk Okulu Göçmenlik Kliniği Direktörü Ashley Sanchez, göçmenlik yasalarının esaslı bir şekilde değişmediğini, ancak Trump yönetiminin bu yasaları yasal ve yasa dışı göçü mümkün olduğunca sınırlayacak şekilde uygulamayı seçtiğini belirtti.

Mahkeme, Ekim 2020’de Trump’ın, hayatını kaybeden liberal Yargıç Ruth Bader Ginsburg’ün yerine muhafazakar Yargıç Amy Coney Barrett’ı atamasından bu yana mevcut ideolojik yapısını koruyor.

Sanchez, bu muhafazakar süper çoğunluğun göç kararlarında belirleyici olduğunu ifade etti.

Sanchez, “Bu daha muhafazakar grup, başkanın yanında yer almaya çok daha istekli görünüyor” diyerek, mahkemenin Trump’ın ilk başkanlık döneminde, Haziran 2020’de aldığı karara işaret etti.

Mahkeme o dönem, Trump’ın çocukken ABD’ye yasa dışı yollardan giren ve “Dreamers” (Hayalperestler) olarak adlandırılan yüz binlerce göçmenin sınır dışı edilmesini önleyen programı sonlandırma girişimini engellemişti.

O tarihte mahkemede 5-4’lük bir muhafazakar çoğunluk vardı, ancak muhafazakar Başyargıç John Roberts kararda mahkemenin liberal üyelerine katılmıştı.

Sanchez, “Mevcut mahkemenin aynı karara varmasını hayal etmek zor” dedi.

Buna karşın mahkeme, bazı durumlarda Trump’a karşı da karar verdi. Yargıçlar, bazı davalarda yönetimin göçmenlere, ABD Anayasası’nın “adil yargılanma güvencesi” uyarınca adil davranması gerektiğine hükmetti.

Yargıçlar geçen yıl, yönetimin Tren de Aragua çetesi üyesi olmakla suçladığı Venezuelalı göçmenleri hızla sınır dışı etmek amacıyla, tarihsel olarak yalnızca savaş zamanlarında uygulanan 1798 tarihli Yabancı Düşmanlar Yasası’nı kullanma girişimini iki kez sınırlandırdı.

Yüksek Mahkeme mevcut görev süresinin sonuna yaklaşırken, Trump’ın göçü kısıtlama gündeminin en dikkat çekici maddelerinden birini içeren önemli bir dava hakkında henüz kararını açıklamadı.

Yargıçların nisan ayındaki duruşmada yönelttikleri sorulara dayanarak, mahkemenin Trump’ın ABD topraklarında doğan yüz binlerce bebeğe doğumla vatandaşlık hakkı verilmesini engellemeyi öngören kararnamesini iptal ederek başkanın aleyhinde karar verebileceği belirtiliyor.

Trump’ın kararnamesi, anne ve babasından en az biri ABD vatandaşı veya daimi ikamet sahibi olmayan çocukların ABD’de doğmuş olsalar dahi vatandaşlıklarının tanınmamasını öngörüyor.

Alt mahkeme, Trump’ın bu talimatının, yabancı diplomatların veya işgalci düşman güçlerin çocukları gibi dar istisnalar dışında, ABD topraklarında doğan herkese vatandaşlık hakkı tanıyan Anayasa’nın 14. Maddesi ile çeliştiğine hükmetmişti.

Anayasa’nın tartışmaya konu olan “Vatandaşlık Maddesi” şu hükmü içeriyor: “Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve buranın yargı yetkisine tabi olan herkes, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır.”

The post ABD Yüksek Mahkemesinden Trump’ın göçmenlik politikalarına onay appeared first on Kilis Egitim.

Author: Ahmet Kurt