Stat neden “Diego” adıyla inledi… Napoli’nin yazgısını değiştiren adam

İlknur Altıntaş

Napoli’de bayram havası…

33 yıl sonra şampiyon oldu… Corriere dello Sport, “Napoli Şampiyon. Önünde diz çökün” manşetini attı hatta.

E, kolay değil… En son şampiyonlukları 1990 yılındaydı…

Fakat… Kutlamalar coşkular, tezahüratlar hep birineydi?

“Diego” diye inledi stat, sokaklar… Maradona bayrakları sallandı ellerde…

Adı yankılandı kadim şehrin taş sokaklarında defalarca…

Maradona Napolililer için sıradan bir futbolcu değil baştan söyleyelim. O Napoli’nin ruhu, umudu ve kahramanı aslında.

Gücün, inancın, adaletin ve direnişin simgesi…

Hatta dirilişin…

O arka mahallelerde büyüyen çocukların idolü…

Ve… Maradona Napoli’nin yazgısını değiştiren adam aslında.

Peki nasıl başladı derseniz bu derin sevda?

Gelin sizi 1984 yılına götürelim…

ARJANTİNLİ MESİH

Maradona 1984 yılında rekor bir ücretle tam 6.900.000 sterlin karşılığında ve dünyanın en pahalı futbolcusu unvanıyla İtalya’nın Napoli takımına transfer oldu.

Ve… Şehre geldiğinde ilk sözü şuydu: “Napoli’nin fakir çocuklarının idolü olmak istiyorum çünkü onlar Buenos Aires’teki halim gibiler”

Üstelik sıra dışı bir karşılamaydı…

Sadece İtalya’da değil, tüm dünyada olay oldu.

Yıllarca herkes o karşılamayı konuştu. Bugün bile; o ana tanıklık edenler kendini ayrıcalıklı sayar.

Şaka değil… Sırf Maradona’ya hoş geldin demek için 85 bin kişi stadı doldurdu. Üstelik, o zamanlar Napoli için de işler pek iç açıcı değil…

Hatta… Küme düşme sınırında, mükemmellikten çok ama çok uzakta bile diyebiliriz.

Ve bir mucize gerçekleşti…

Maradona, 1991 yılına kadar takımına iki lig şampiyonluğu, bir UEFA Kupası, bir İtalya Kupası ve bir İtalya Süper Kupası kazandırdı.

Bu arada… Roma Katolik Kilisesi’ne en bağlı yaşayanlar Napolililer…

Ve inançları gereği bir kimseyi yüceltmek filan küfür sayılır, bu Tanrı ve dine büyük hakarettir…

Ama…

Arjantin’den gelen bir adam Napoli’de “Tanrı” gibi kabul edildi, adeta tapıldı…

Ona: “Arjantinli Mesih” dendi.

“ÇOCUKLAR! NEYİ KAÇIRDIĞINIZI BİLMİYORSUNUZ!”

Napoli sokakları canlı, hareketlidir…

Dün ve bugünün mükemmel birleşimi diyelim.

Ve… Turistler şehri sessiz sakin bulursa bilirdi ki herkes Maradona’nın maçındaydı…

Öyle ki… Şehir mezarlığında bulunan bir duvarda, “Çocuklar! Neyi kaçırdığınızı bilmiyorsunuz!” yazar…

Hatta… “1987’de diğer İtalya yenildi. Yeni bir imparatorluk doğdu” filan da var.

VİVA MARADONA

Maradona Napoli’de o kadar sevildi ki, 1980’deki yerel seçimlerde oy pusulalarına ‘Viva Maradona’ bile yazıldı.

Saçından bir parça yerel bir tapınakta güvenli şekilde korundu, yüzü hala Napoli’deki bazı duvarlarda çizili.

Üstelik o kadar da değil. İş o raddeye geldi ki… 1990 Dünya Kupası’nda ev sahibi İtalya ile yarı finalde Napoli’de karşılaşan Arjantin deplasmanda değil kendi evindeydi sanki!

Çünkü stadı dolduran Napolililer, İtalya’yı değil, Arjantin’i destekledi!

Peki, neden?

Bir Napolili Galatasaray’ın Juventus ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçından önce şöyle dedi: “Bizi adam yerine koymazlar. Ayrılmak isterler. Kuzey takımlarında İtalyan bile oynatmazlar. Milli Takım’a Güney’den oyuncu almazlar. Üstelik onların bize karşı oynadıkları her maçın topu da yuvarlak değil, dört köşedir. Bir köşesinde para, öbüründe mafya, üçüncüde şike, dördüncü köşede de başkanlarının ismi vardır. Niye tutalım Juventus’u? Hep ezildik, ezdiler bizi. Başımızı, ilk defa bizi şampiyon yapan Maradona ile kaldırdık gururla. 80 bin Napolili 1990 Dünya Kupası’nda boşuna mı bağırdık Arjantin diye. Üstelik İtalya-Arjantin maçında.”

Ezilen, örselenen, ötekileştirilenlerdi onlar…

Ve umutları çalınan…

Geçmişleri birdi, zor ve sıkıntılıydı…

Ama Napolililer de tıpkı Maradona gibi yenilgiyi kabullenmediler.

O başardıysa onlarda başarabilirdi.

Birlikte direndiler, pes etmediler…

Ve kazandılar…

DEVRİMCİ BİR FUTBOL EFSANESİ

Maradona’nın CHE hayranlığını bilmeyen yoktur. Koluna dövmesini bile yaptırdı. Hatta Roma’da yüzyılın futbolcusu ödülünü Arjantin halkına ve Fidel Castro’ya ithaf etti.

Küba Devrimi’nden hep övgüyle bahsetti.

Sosyalizmden, eşitlikten, adaletten…

Tanışıklıkları çok da eski değil aslında. 1987 yılında Küba’ya ilk gittiğinde Castro ile görüşemedi ama 2000 yılında Maradona Küba’da uyuşturucu tedavisi gördüğünde tanıştı ve çok iyi de arkadaş oldular.

Hatta…

Sonrasında sık sık mektuplaştılar bile…

Maradona Castro’nun yüzünü de bacağına dövme yaptırdı. Castro’ya bir “Tanrı” gibidir dediğinde, Castro; ‘Maradona sporun Che Guevera’sı’ dedi.

Tesadüf müdür desek bilemedik.

Maradona da tıpkı Castro gibi bir hazan mevsiminde 25 Kasım’da ise gözlerini yumdu…

Ve rüzgâr gibi geçti gitti bu dünyadan…

Hani CHE’nin de dediği gibi; “Hasta la victoria siempre”

-Zafere kadar, daima…

Ve… Yıllar sonra Napoli yeniden şampiyon oldu…

Ve “Diego” adıyla inledi sokaklar yine…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*